“Cereyan”, Farsça’da akış, oluş, vuku bulma demektir; kelimenin kökü olan cer, döngü ve sürekli devinimi işaret eder. Bu seri, yıllardır içimde tekrar eden karanlık dönemlerin, kayıplarımın ve iyileşme arayışımın akışını görünür kılar. Yaklaşık 120 fotoğraftan oluşan ve hâlâ süren bu çalışma, belleğin nasıl kurulduğunu; unutmanın nasıl mümkün olduğunu, hatırlamanın nerede ve nasıl başladığını sorgular.
Fotoğraf pratiğim queer gece hayatının ritmiyle başladı; fakat zamanla ışıkların ardındaki gölgeler içimde taşıdığım karanlıkla örtüştü ve bakışım içe yöneldi.
İlk solo sergim için arşivimi düzenlerken, nereye koyacağımı bilemediğim imgeleri “kaybolma” dosyasında toplamaya başladım. Koşan köpekler, yalnız figürler, devrilmiş ağaçlar ve yorgun bedenler yan yana geldikçe çocukluğumdan saklı bir anı açığa çıktı: Beş yaşındayken aile ziyareti için gittiğimiz köyde, beni diğer arabada sandıkları için unutmuşlardı. O an yaşadığım yalnızlık ve terk edilme korkusu yıllarca içimde kaldı; ta ki bu imgeler aracılığıyla yüzeye çıkana kadar.
İlk seçki küçük bir kızın yalnızlığının ve köksüzlük hissinin izleriydi. İkinci seçki ise yirmi yıl önce ailemden ayrılıp üniversite için İstanbul’a taşındığım dönemde çektiğim fotoğraflarda bulduğum ayrılık, yas ve terk edilme korkularının devamından oluştu. Yaklaşık yirmi yıl arayla çekilmiş iki arşiv, farklı kopuşların ortak akışını taşır ve beni aynı sorulara götürür: Ev neresi? Eve nasıl dönülür?
Bu projeyi, ailem gibi mübadele göçmenlerinin yaşadığı Kirte’deki bir residency sırasında derinleştirdim. Kişisel yalnızlık deneyimim, köyde dinlediğim göç hikâyeleriyle kesişerek bireysel belleğin kolektif hafızayla nasıl iç içe geçtiğini açtı. Böylece kişisel bir duygu, daha geniş bir göç ve aidiyet anlatısına dönüştü.
Fotoğraflar kırılganlık ve tekinsizlik arasında gidip gelir; imgeler hafızanın katmanları gibi üst üste biner.
Cereyan: Guguk Kuşu, kişisel kayıplarımdan yola çıkarak aidiyet arayışının kırılgan katmanlarını görünür kılar ve şunu sorar:
Bir kayıptan sonra eve dönmek, yeniden var olmak mümkün müdür?