Rüyalarda Buluşuruz

Rüyalarda Buluşuruz, bireysel ve kolektif hafızanın kesiştiği, kaybın, yakınlığın ve iyileşmenin izini süren bir görsel anlatıdır. 2007–2023 yılları arasında çekilmiş yaklaşık 45 bin fotoğrafın arşivinden doğan bu çalışma, iki dönemin yankılarını taşır: Gezi öncesi yılların özgür ve coşkulu kamusallığını; ardından gelen sessiz, içe dönük yılların kırılganlığını.

Gezi öncesinde İstanbul’un queer gece hayatı, varoluşun ve birlikte yaşamanın görünür bir alanıydı. Şehrin sokakları, kulüpleri ve evleri; arzunun, dostluğun ve direnişin sahnesine dönüşmüştü. Kamera, bu kolektif varoluşun hem tanığı hem de eşlikçisiydi.

Gezi sonrasıysa politik atmosferin sertleştiği, kamusal alanın daraldığı ve evin bir sığınağa, bir mabede dönüştüğü yılları getirdi. Sessizlik, ifade biçimlerini değiştirdi; yas, gündeliğin içine sızarak görünmeyen bir direnişe dönüştü.

2015’te yaşadığım beklenmedik kayıplar, arşivle ilişkimi uzun süre kesintiye uğrattı. 2019’a kadar fotoğraflara bakamadım; geçmişe dönmek hem kaçındığım hem de sonunda yüzleşmek zorunda kaldığım bir süreçti. Artık hayatta olmayan arkadaşlarımla paylaştığım yıllara yeniden bakmak acı vericiydi; fakat bu yüzleşme arşivin anlamını dönüştürdü. 45 bin fotoğrafı baştan sona taramak ve düzenlemek yaklaşık üç yılımı aldı ve projenin temel katmanı bu süreçte şekillendi.

2019’da arşive yeniden dönmek, hem geçmişle hem de kendimle yüzleşmek anlamına geldi. Fotoğrafların arasından geçmek, kayıpların bıraktığı boşlukta yeni bir anlatı kurmanın yollarını açtı.

2024’te proje, kartonlardan inşa edilmiş bir İstanbul evi yerleştirmesiyle birlikte sergilendi; bu mekân, rüya ile hatıra arasındaki eşiği temsil eden bir hafıza evine dönüştü.

In Dreams, We Unite, queer gündelik yaşamın kırılganlığını, direncini ve görünmez dönüşümlerini taşır. Her kare, rüya ile gerçek arasındaki o ince çizgide bastırılmış olanı çağırır. Arşiv, bir iyileşme mekânı olarak yeniden kurgulanır; geçmişin neşesinden geleceğe dair bir tahayyül doğar.

Keşfetmeye Devam Edin

Şişli’de Bir Apartıman

Şişli’de Bir Apartıman, İstanbul’un merkezindeki Şişli’de (Taksim’e komşu; yüzyıllardır farklı inanç ve kültürlerin yan yana yaşadığı bir hat) ürettiğim bir fotoğraf serisidir. Başlığını 1933 tarihli Lüküs Hayat operetinin girişinden alır; bu referans benim için nostalji değil, erken modernlik vaadinin bugünde nasıl sürdüğünü ve kimin için kurulduğunu sorgulayan bir çıkış noktasıdır. Seri, şarkıda parlatılan Şişli imgesiyle bugünün Şişli’si arasındaki mesafede dolaşır ve özellikle şu merakı diri tutar: Şimdi Şişli’de kimler yaşıyor, kimler yer değiştiriyor, kimler kalıyor?

FAMILY (2012)

FAMILY (2012), hayvanlarıyla birlikte yaşayan arkadaşlarımın evlerinden yola çıkan bir portre serisi. Seri, aileyi tek bir tanıma indirgemeden; birlikte yaşamanın, gündelik yakınlığın ve kurulan bağların ürettiği ilişki biçimleri üzerinden yeniden düşünmeye açar. İnsan, hayvan ve eşyalar aynı sahnede yan yana durur; çünkü “aile” çoğu zaman soy bağıyla değil, paylaşılan mekânla ve ortak hayatın ritmiyle görünür olur. Bu anlamda FAMILY, değişen aile anlatısına ve “çekirdek aile” tanımının genişleyip dönüşmesine bakan bir görsel anlatıdır.

Cereyan

“Cereyan”, Farsça’da akış, oluş, vuku bulma demektir; kelimenin kökü olan cer, döngü ve sürekli devinimi işaret eder. Bu seri, yıllardır içimde tekrar eden karanlık dönemlerin, kayıplarımın ve iyileşme arayışımın akışını görünür kılar. Yaklaşık 120 fotoğraftan oluşan ve hâlâ süren bu çalışma, belleğin nasıl kurulduğunu; unutmanın nasıl mümkün olduğunu, hatırlamanın nerede ve nasıl başladığını sorgular.